12 Aralık 2014 Cuma

Mutluyum,Mutlusun,Mutlular

   Günaydınlar efenim ya da afiyet olsun olmadı iyi akşamlar sevgili biricik okurlarım. Nasılsınız iyisiniz umarım bugün. Bu aralar siteyi biraz boşladım kusuruma bakmayın. Bu aralar kafam biraz doluydu onunla meşgul oldum. Siz keyifli olun da gerisi boş zaten.
   Bugün ki yazma amacım merak ettiğim bir konuyu sizinle paylaşmak aslında. Güzel bir başlık yazmışım gibi gerinerek değinmek istediğim konu mutluluk.
   Bu kelimenin anlamı çok derin hatta belkide anlatılması çok mümkün olmayan bir şey ancak çoğu insanın ihtiyacı olan ama bir türlü ulaşılamayan his..
    Biraz mutluluk hakkında düşünelim. Bu hayatta yaşıyoruz ve bir amacımızın olması gerektiğine inanıyorum. Örneklemem gerekirse; benim hayalim Bilgisayar Mühendisliği okumaktı ve bunu gerçekleştirme yolundayım. Peki bu amacı gerçekleştirince mutlu olabilecek miyim diye düşünmeye başladım. Tamam hayallerimde ki meslekti ancak beni mutlu edecek bir meslek mi?
   Tabi çoğu kişinin amacı bu şekilde nesneye yönelik değil. Çoğu kişi bunun yanında mutlu olmak,aşkı bulmak gibi amaçları var(ki sonuna kadar haklılar). Ama tam olarak nasıl bulunuyor onlar ya da mutlu nasıl olabilir bir insan?
   Herkesin mutluluk ölçütü farklıdır. Birisi sıcak bir bakışla bile mutlu olabilirken kimisi de dünyalara sahip olsa da mutsuz olur. Öyleyse mutluluk denen şey gerçek değil mi bunu mu demek istiyor evren bize…  Bunun böyle olmadığına eminim. Düşününce etrafımızda bir çok güzel şey var fakat bunların kıymetini bilemiyoruz açıkçası. Kaç kişi gerçekten mutlu sizce ya da doğru şekilde sormak gerekirse kaç kişi “gerçek” anlamda mutludur?
   Burada gerçek kelimesine dikkat çekmek istiyorum izninizle. Etrafımızda bir sürü insan var ve bir şekilde gülüp eğleniyorlar ancak içlerine baktığınızda hiçte o kahkahalar atan, mutluluk saçan insanı göremiyorsunuz. Tam aksine karanlık dipsiz bir kuyu misali karanlık ve kederliler.
   Aklınıza takılmıştır belki, bu kişilerin derdi ne böyle üzülürlerken dışarıya mutlu görünmek için çabalamak. Ben bu aralar buna biraz kafa yordum ve birkaç cevap üzerinde duruyorum.  Müsaadenizle sizinle de paylaşmak isterim.
   İlk aklıma gelen cevap kişi delidir oldu normal olarak. Böyle bir karakter çok normal gelmiyordu ilk bakışta. Sonralarda hayata kafa tutan kelime anlamıyla hayatla “zıtlaşan” biridir diye düşündüm. Ne olursa olsun boyun eğmeyen biridir belki dedim. Bir başka teorimde ise insanları üzmek istemeyen bir kişi düşündüm. Şöyle açıklayayım:
   İnsan hissedebilen bir canlı değil mi, bazı kişiler çevreden çok etkilenirler. Karşındaki insan hüzünlüyse, mutsuzsa, bir derdi varsa keyifsiz olur ve etrafındakileri de bu durumdan doğal olarak etkilenirler. İşte anlatmak istediğim kişi etkilenmenin yanında kendi derdiymiş gibi kabullenir ve ona göre davranır. O kişinin duygusunu kendi mutluluğuyla kapatmaya çalışır. Kendisi mutlu görünür ve etrafına bu şekilde bir izlenim yayarsa karşısındaki de mutlu olabilir diye düşünerek davranır. Mutlaka çevrenizde hayatın sadece eğlenmek üzerine olduğunu düşünen sürekli gülen, sizi eğlendirmeye çalışan, her şartta sizi güldürmeyi amaçlayan ancak ciddi bir olayda bir anda ciddileşip sizinle ağlayabilecek biri vardır. Sadece dikkatlice etrafınıza bakmanız yeterli.
   Son olarak eklemek istediğim birkaç cümle var. Ne olursa olsun kişi mutlu olmaya çalışmaktan vazgeçmemelidir. Madem bir kere geliyoruz bu dünyaya sonuna kadar istediğimiz gibi yaşamalıyız. Mutlaka bizi üzen ,kıran hatta darmaduman eden birileri olacaktır. Bu dünyada geçerli bir tek kural var ki ben arkadaşlarıma da hep söylerim:
“Unutma bu hayatta senden daha değerli bir şey yok. Herkes gitse, kimse yüzüne bakmasa hatta herkes seni ağlatsa bile senin her zaman yanında kalacak tek kişi yine sensindir. Bu yüzden ne olursa olsun zamanla kendini toplayıp hayata karşı kocaman bir gülücük atarak ben buradayım demelisin…”

           İyi geceler kötü dünyada iyi kalan veya görünmeye çalışan insanlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder