Merhabalar sevgili okurlarım. İyi akşamlar,günaydınlar ya da sincaplar kadar sevimli,jelibonlar kadar tatlı günler. Nasılsınız bugün bakalım? Havalarda iyice bozdu mesela bu yazıyı yazdığım şu anda dışarıda çok tatlı bir kar yağıyor. Hava da güzel bir sıcak var ancak kar çiselemeye devam ediyor ki hasta olmasam dışarı çıkıp dolaşabilirdim. Siz yapabiliyorsanız çıkın ancak hasta olmayın biricik okurlarım.
Birkaç saattir dinlediğim şarkıların etkisinde mi kaldım bilemiyorum ama bir efkar geldi üzerime. Aldım kahvemi,açtım camı,yaktım bir sigara boş boş dışarıyı izliyorum. Bir an durdum. Bir şeyi bekliyor gibi bir halim vardı. Baya bir kafa patlattım ve farkettim ki gerçekten bir şeyi bekliyorum ama neyi. Düşündükçe kahve bitti,o bittikçe ben doldurdum.Kahve doldukça sigaram sönmedi...
Bunun böyle gitmeyeceğini anlayınca yapabileceğim en iyi şeyin sizlerle dertleşmek olduğunu farkettim. Konuşasım var ama konuşmak istediğim biri yok. Çok garip bir olay gerçi insanlığın kendisi azıcık garip ama bu konuya girersek çıkamayız diye korkuyorum.
Bende sizinle dertleşmek için burada bulunuyorum. Üst kısımda yazdığı ve biraz önce anlattığım gibi beklemek diye bir zaman kavramından dertleşelim istedim. Bu kelime o kadar derin anlamlar içeriyor ki. Zaman,duygu,düşünce... bu kadar çok anlamı bir seferde karşılayan cesur ama bir o kadar insanın içini acıtan bir kelime. Şimdi diceksiniz ki "olum hayırdır bu ne dert varsa bir şey gel bi konuşak". Dert yok da bazen içine bir kurt düşer ya heeeh ondan düştü içime.
Durduk yere bu havada dışarıya bakarken bir şeyleri beklediğimi farkettim. Peki insan ne bekler? Neden bekler ki? Bu beklenen şey gelir mi ya da gerçekleşir mi,artık düşünce her neyse olur mu diye neden bekleriz ki..
"İnsan düşünen bir hayvandır" der Aristoteles. Bazen düşünmeyen bireyler olsak diye düşünüyorum. En azından gereksiz şeyleri,dertleri,kederleri düşünmeyelim olmaz mı? Neyse konumuzdan sapmadan neden bekleriz diye konuşalım. Bizler düşünün bireyleriz ve belirli beklentilerimiz fikirlerimiz var bundan dolayı bekleriz diye düşünüyorum. Bazen bu beklentiler bizi üzer,kırar bazen sevinçten ağlatacak kıvama geliriz.
Her şeyin iyi yönüne bakıp mutlu olma taraftarı biriyim ancak bazen birazcık mutsuzlukta gerekli. Yoksa nasıl anlaşılır mutluluğun,huzurun,sevincin değeri dimi sevgili dostlarım.
Sizinde başınızı çok ağrıtmadan sözün kısası beklenecek şeylere dikkat edin.Bazı şeyleri inançla beklemek hem sizi hemde çevrenizi üzer. Bu konuda çok sevdiğim bir söz var sizinlede paylaşıp yazıma son veriyorum canlarım benim.
"Bazen olmayışını sev...
Olmuyorsa olurunun getirilerini göremezsin. olmamıştır ve hayırlısı belki de budur. Olsa olmasın isterdin belki... O yüzden bazen olmayışını sev, ' ne de güzel olmadın yine be' de... Oluruna bırakma, olmasın, ölmezsin. Kimse ölmedi olmadı diye... Ki zaten ilk olmayan sen değilsin.
Ve unutma, ağ her zaman denizden küçüktür, illa kaçırdığın balıklar olacak. Sen kaçan balığa üzülürken, balık kendi haline sevinecek. Bak olmadı o balık, sen mutsuzsun, bu birazda bencilliğin aynası. Ya o balık, o balık ne yapsın? Şimdi konumuzu balık sananlar olacak. Balık değil mesele, olmayış. Senin için olmayan her şey seni üzebilir ama balık mutlu, bak hala özgür. Ya sen ?
Elindekileri sev, senden giden herhangi bir şey seni mutsuz edemez, çünkü böyle bir lüksün yok. Kazanamadığın şeyler zaten senin olmadı, onlar için hiç üzülme.
Onu sana, seni ona getirmeyen yolların da bir bildiği vardır..."
İyi geceler kötü dünyada iyi kalan veya görünmeye çalışan insanlar.

