Merhaba güzel dünyamızın güzel ve nacizane insanları. Nasılsınız,iyisiniz inşallah maşallah diyip birkaç konu hakkında konuşalım diyodum.Mesela ne olucak bu milli takımın hali yav??
Şaka yapıyorum he onuda konuşuruz da futbolla çok aram yoktur.İstek olursa Ömer Üründür ve Rıdvan Dilmen'in yorum yaptığı bir videoyu paylaşırım sorun olmaz.Neyse konumuza geri dönelim.
Her insan için hayat biraz farklıdır.Öğrenciler için okuldan ibaretken çalışan hatta evli insanlar için olaylar çok farklı.Ayrı ayrı incelemek gerekirse bir lise öğrencisinin gözünden "olum matematikcinin o ödevleri neydi lan!" ya da "yarın inşallah edebiyattan sözlü olmayız" gibi sözlerinin yanında yapıp yapabileceği tüm salaklık ve mallıkları yapacağı çok güzel bir 4 yıldır.Bu yapacaklarından dolayı genç bunlar diyerekten hep geçiştirilirler.
Örnek vermek gerekirse ilk yazımda caddede koşmak gibi bir olaydan bahsetmiştim.Liseden çıktığım bir gün morali bozuk olan arkadaşımla yağmurlu s.kko bir günde caddeye inmiştik. Gerçekten hiç keyfi yoktu,ben sevdiğim insanları bu şekilde görmeyi sevmem,bişeyler yapıp güldürmeye çalışırım ama bu sevgili odunumuzda işe yaramadı.Neyse efenim dedim ki gel koşalım.Aynen öyle yağmurun deli gibi yağdığı bir günde caddede sırtlarında kocaman bir okul çantası ve ayaklarda tank boyutunda(46-47 giyiyorum) botlarla koşmaya başladık.Gözünüzün önünde canlanmıştır biraz.Koşarken kadın çocuğunu kaçırıcaz sanıp oğlunu çekti ve bunun üstüne görevli zabıta bizim önümüzü kesip "what the hell are you doing!!" diye bağırmasını istesemde sakin gençler diyip durdu ve o an lisenin ne kadar mükemmel bir şey olduğunu anladım.
Üniversite ise biraz daha ilginç.Evet yine saçma hareketlere devam ediyosun yani ben öyle yapıyorum(nasılsa bir kere okuyacağım üniversiteyi) ancak olaylar biraz daha değişik.Sonuçta o 16-17 yaşındaki çocuk değilsin ve insanlar seni yargılayıp ona göre davranıyolar.Hele ki ilerleyen dönemlerde olaylar çok daha farklılaşıyor.Kişilerin sana karşı düşündüğü ve aldığı tavırlar bir yana okul bitiyo olum.Hani vizeye az çalışıp seneye veririm demek yok artık.Seneye biticek (İNŞALLAH) ve mezun olup iş arayacaksın.Erkeksen birde askerlik derdi cabası.Hani o arkadaşlarla dağıttın ev partileri yerine oturup bir şirkette çalışacaksın.
Evli ve çalışan kısmına girmiyorum çünkü o konularda pek bilgim yok ve burda ahkam kesmemede gerek yok zaten.
Sonuç olarak burdan çıkarılacak bir sonuç varsa o da hayatın hangi dönemi olursa olsun kişi istediği gibi yaşamalı.Kim ne diyecek,sonrası ne olacak diye düşünmeden içinden geldiği gibi yaşamalı.Tabi sınırları bilerek bunları yapmak lazım o zaman hiçbir problem olmuyor.En azından ben bu şekilde yaşamayı deniyorum.Olduğu kadar be arkadaşlar içimde kaldı demem en azından ve ilerde bir gün çocuğum olduğunda tavsiye verirken birşeyler uydurmadan bak ben böyle yaptım sende böyle yap diyebilirim.
Son sözüm olarak elimden geldiğince yazmaya çalıştım umarım okuyup sevmişsinizdir.Ne olursa olsun seviyorum sizi okur ve okumayanlarım.Kendinize dikkat edin ben buralarda olucam.
İyi geceler kötü dünyada iyi kalan veya görünmeye çalışan insanlar.
31 Ekim 2014 Cuma
30 Ekim 2014 Perşembe
Dizi Önerisi Lazım Mı Dedin?
Bugün vizeler yaklaşmışken benim gibi öğrencilerin her zaman yaptığı şey olan dizi izlemekten bahsedeceğim.Hele ki bu vize zamanlarında insanın sürekli bir şeyler izlemesi gerekiyor.Ufak bir dizi-film canavarı çıkıyor içimden.Bir hafta içinde izlemedik dizi film kalmıyor neredeyse.Yeter ki ders çalışmayalım yeter ki o notlar açılmasın gerekirse 1 günde 4 sezon Game Of Thorones izlerim.
Tabi izleyecek diziniz yoksa benim size önerim en başında "2 Broke Girls" dizisine başlamanızdır.
Gerçekten çok güzel ve kaliteli bir dizi olmuş.Ben kısa süre önce başladım ancak bağımlısı oldum diyebilirim.Hem de daha başlarında olan bir dizi.Son olarak 4.sezon 1.bölümü yayınlanmıştır.Konu olarak ise 2 tane birbiriniz zıttı kızın yaşamlarının kesişmesi ve başlarına gelenler olarak özetleyebilirim.
Diyeceksiniz ki bunun diğer saçma dizilerden farkı ne? Farkı şu ki karakterler gerçekten çok iyi kurgulanmış yani daha önce izlediğiniz dizilerdeki karakterler gibi değil.Biraz inceleyecek olursak:
Max:Başrol oyuncularımızdan biri.Hayatı hep tersliklerle gitmiş aile kavramını bilmeyen ve duyguları olmayan bir karakter.Sürekli babası ve annesi ile ilgili kötü anıları hatırlatır.(bu anılar nedense hep güldürür)Aynı zamanda esrar kullanıcısı,alkolik ve biraz hovarda bir kızdır.
Caroline:Başrol oyuncularımızın öbürü.Babası amerikanın en zengin finansmanlarından biriyken dolandırıcı olduğu ortaya çıkar ve tüm malları alınarak hapse atılır.Bu durum tabiki de Caroline'a bela olur çünkü babasının kötü şöhretiyle uğraşması bir yana bütün hayatını müthiş bir varlık içinde geçirmiş bir insanın beş parasız kalması sonucu ne yapacağını bilemez.Metroda yatarken bir gün Max ile karşılar ve olaylar gelişmeye başlar.
Dizide sürekli göreceğiniz karakterlerden de birkaç cümle ile bahsetmek isterim.Tabiki izninizle efenim.
Oleg:Dizinin geçtiği lokantanın aşçısıdır. Kendisi hormon patlaması bir kişi olup diziye renk katan bir sapık rolündedir.Aynı zamanda Ukraynalıdır.
Han Lee:Kızlarımız Max ve Caroline'nın çalıştığı lokantanın sahibidir.Çok kısa boylu olup bu konuda sürekli dalga geçilir.
Earl:Lokantanın kasa kısmındadır.75 yaşında göreceli olarak bilgili ve kafa dengi biridir.Aynı zamanda ırkçılıkla ilgili konulara değinerek dizinin her konuda mesaj vermesini sağlayan kişidir.
Sophie:Dizinin ilk 3-5 bölümünde görünmeyen ancak konuya sonradan katılan kızlarımızın polonyadan gelmiş üst komşularıdır.Cüsseli bir ablamızdır.
Genel olarak spoiler vermeden özetlemek gerekirse kızlarımız tanıştıktan sonra para kazanıp hayalleri olan ve dizide sürekli geçen "Cupcake" işine girmek isterler.Max'in müthiş el lezzeti ve Caroline'nın ticari zekasıyla bakalım bu işin sonu ne olacak...
İsteyen arkadaşlar için torrent linklerini buraya koyuyorum.
İyi geceler kötü dünyada iyi kalan veya görünmeye çalışan insanlar.
Season 1: https://kickass.to/2-broke-girls-season-1-complete-hdtv-xvid-mp3-x264-t6366139.html
Season 2: https://kickass.to/2-broke-girls-season-2-complete-720p-hd-carg-t7413305.html
Season 3: https://kickass.to/2-broke-girls-season-3-hdtv-complete-delta-sn1p3r-t9109309.html
Tabi izleyecek diziniz yoksa benim size önerim en başında "2 Broke Girls" dizisine başlamanızdır.
Gerçekten çok güzel ve kaliteli bir dizi olmuş.Ben kısa süre önce başladım ancak bağımlısı oldum diyebilirim.Hem de daha başlarında olan bir dizi.Son olarak 4.sezon 1.bölümü yayınlanmıştır.Konu olarak ise 2 tane birbiriniz zıttı kızın yaşamlarının kesişmesi ve başlarına gelenler olarak özetleyebilirim.
Diyeceksiniz ki bunun diğer saçma dizilerden farkı ne? Farkı şu ki karakterler gerçekten çok iyi kurgulanmış yani daha önce izlediğiniz dizilerdeki karakterler gibi değil.Biraz inceleyecek olursak:
Max:Başrol oyuncularımızdan biri.Hayatı hep tersliklerle gitmiş aile kavramını bilmeyen ve duyguları olmayan bir karakter.Sürekli babası ve annesi ile ilgili kötü anıları hatırlatır.(bu anılar nedense hep güldürür)Aynı zamanda esrar kullanıcısı,alkolik ve biraz hovarda bir kızdır.
Caroline:Başrol oyuncularımızın öbürü.Babası amerikanın en zengin finansmanlarından biriyken dolandırıcı olduğu ortaya çıkar ve tüm malları alınarak hapse atılır.Bu durum tabiki de Caroline'a bela olur çünkü babasının kötü şöhretiyle uğraşması bir yana bütün hayatını müthiş bir varlık içinde geçirmiş bir insanın beş parasız kalması sonucu ne yapacağını bilemez.Metroda yatarken bir gün Max ile karşılar ve olaylar gelişmeye başlar.
Dizide sürekli göreceğiniz karakterlerden de birkaç cümle ile bahsetmek isterim.Tabiki izninizle efenim.
Oleg:Dizinin geçtiği lokantanın aşçısıdır. Kendisi hormon patlaması bir kişi olup diziye renk katan bir sapık rolündedir.Aynı zamanda Ukraynalıdır.
Han Lee:Kızlarımız Max ve Caroline'nın çalıştığı lokantanın sahibidir.Çok kısa boylu olup bu konuda sürekli dalga geçilir.
Earl:Lokantanın kasa kısmındadır.75 yaşında göreceli olarak bilgili ve kafa dengi biridir.Aynı zamanda ırkçılıkla ilgili konulara değinerek dizinin her konuda mesaj vermesini sağlayan kişidir.
Sophie:Dizinin ilk 3-5 bölümünde görünmeyen ancak konuya sonradan katılan kızlarımızın polonyadan gelmiş üst komşularıdır.Cüsseli bir ablamızdır.
Genel olarak spoiler vermeden özetlemek gerekirse kızlarımız tanıştıktan sonra para kazanıp hayalleri olan ve dizide sürekli geçen "Cupcake" işine girmek isterler.Max'in müthiş el lezzeti ve Caroline'nın ticari zekasıyla bakalım bu işin sonu ne olacak...
İsteyen arkadaşlar için torrent linklerini buraya koyuyorum.
İyi geceler kötü dünyada iyi kalan veya görünmeye çalışan insanlar.
Season 1: https://kickass.to/2-broke-girls-season-1-complete-hdtv-xvid-mp3-x264-t6366139.html
Season 2: https://kickass.to/2-broke-girls-season-2-complete-720p-hd-carg-t7413305.html
Season 3: https://kickass.to/2-broke-girls-season-3-hdtv-complete-delta-sn1p3r-t9109309.html
29 Ekim 2014 Çarşamba
Birşeyler Yayınlamayı Deneme Part II
Geçen gün ki yazımda sitenin içeriğinden biraz bişeyler bahsetmiştim. Bu gün ki yazımda ise insanlarla iletişim hakkında gereksiz bilgiler vericem.
Hayatta çeşit çeşit insan vardır.Bunları en yavşa.tan gerçek dosta kadar kademelere bölebiliriz.Peki bu kişiler neden hayatımızda diye hiç sorgulama gereği hissettiniz mi? Ben bu aralar bunu daha çok sorguluyorum. Milyarlarca insan varken neden gelip senin dostun oldu veya dünyanın en değişik canlıları(sevmediğiniz tipler) neden senin etrafında vb...
Bunun birçok cevabı var. İnsanlar mükemmel değildir bu sebeple yardıma,desteğe,sevgiye ihtiyaç duyarlar. En kötü zamanlarında başını yaslayacak bir omuz,dertleşecek gerekirse içip dağıtacak birini arar.Bu kişiye dost denir ki dünya üzerinde gerçekten bulması zordur. Diceksin ki buldum mu nerden anlayacağım medyum değiliz sonuçta ama kişi anlar,yani bir hareketi bir sözünü yakalarsın ve tamam işte bu benim dostum dersin. O dost aile kadar değerlidir. Neden dersen kişi bazen her şeyi ailesine anlatamaz bu noktada devreye dost girer ve olayı paylaşmaya başlarsın. Çoğu durumda ailenden daha iyi tavsiye verir ya da en kötü beraber gidip salakca şeyler yapar kafa dağıtırsınız.(Bağdat caddesinde yağmurun altında sırt çantalarıyla koşup zabıtalarca çevrilmek gibi). Daha buraya yazmadığım daha doğrusu kelime toparlayamadığımdan yazmadığım milyonlarca sebep yüzünden dostlarınızı asla kaybetmeyin ey sevgili okurlarım(okumayanlarım).
Gelelim diğer garip canlılara... Bu kişilerin tek amacı hayatı zehir etmek,sinir katsayınızı yükseltmek,sizi delirtmek değil aslına bakarsanız.Olaylar biraz daha karmaşık. Şöyle izah edeyim,hayatta sizin yapmamanız gereken şeyleri uygulamalı olarak anlatır,"bak ben malım böyleyim sen bunu yapma" der. Yaşamınızda ki diğer insanların değerini size anlatır "allahım çok şükür bu ...... benim dostum değil dersiniz ve dostunuza bir yemek falan ısmarlarsınız (ayılığın lüzumu yok). Yaşamın boş ve gereksiz yanlarını size gösterip hayatınızı kolaylaştırır. Siz mevzuyu anladınız ondan daha devam etmeyeceğim sadece bir dip not yazıcam. Tüm bu işleri yapıyor diye ona teşekkür etmek gibi bir hata yapmayın sonuçta bu gereksiz biri ve sövmek serbesttir anladınız siz.
Sonuç olarak bu yazıyı okuduğunuz için teşekkür eder kafanızı şişirdiysem o güzel affınıza sığınır iyi bir hayat dilerim. Sevgiyle kalın.
İyi geceler kötü dünyada iyi kalan veya görünmeye çalışan insanlar.
Hayatta çeşit çeşit insan vardır.Bunları en yavşa.tan gerçek dosta kadar kademelere bölebiliriz.Peki bu kişiler neden hayatımızda diye hiç sorgulama gereği hissettiniz mi? Ben bu aralar bunu daha çok sorguluyorum. Milyarlarca insan varken neden gelip senin dostun oldu veya dünyanın en değişik canlıları(sevmediğiniz tipler) neden senin etrafında vb...
Bunun birçok cevabı var. İnsanlar mükemmel değildir bu sebeple yardıma,desteğe,sevgiye ihtiyaç duyarlar. En kötü zamanlarında başını yaslayacak bir omuz,dertleşecek gerekirse içip dağıtacak birini arar.Bu kişiye dost denir ki dünya üzerinde gerçekten bulması zordur. Diceksin ki buldum mu nerden anlayacağım medyum değiliz sonuçta ama kişi anlar,yani bir hareketi bir sözünü yakalarsın ve tamam işte bu benim dostum dersin. O dost aile kadar değerlidir. Neden dersen kişi bazen her şeyi ailesine anlatamaz bu noktada devreye dost girer ve olayı paylaşmaya başlarsın. Çoğu durumda ailenden daha iyi tavsiye verir ya da en kötü beraber gidip salakca şeyler yapar kafa dağıtırsınız.(Bağdat caddesinde yağmurun altında sırt çantalarıyla koşup zabıtalarca çevrilmek gibi). Daha buraya yazmadığım daha doğrusu kelime toparlayamadığımdan yazmadığım milyonlarca sebep yüzünden dostlarınızı asla kaybetmeyin ey sevgili okurlarım(okumayanlarım).
Gelelim diğer garip canlılara... Bu kişilerin tek amacı hayatı zehir etmek,sinir katsayınızı yükseltmek,sizi delirtmek değil aslına bakarsanız.Olaylar biraz daha karmaşık. Şöyle izah edeyim,hayatta sizin yapmamanız gereken şeyleri uygulamalı olarak anlatır,"bak ben malım böyleyim sen bunu yapma" der. Yaşamınızda ki diğer insanların değerini size anlatır "allahım çok şükür bu ...... benim dostum değil dersiniz ve dostunuza bir yemek falan ısmarlarsınız (ayılığın lüzumu yok). Yaşamın boş ve gereksiz yanlarını size gösterip hayatınızı kolaylaştırır. Siz mevzuyu anladınız ondan daha devam etmeyeceğim sadece bir dip not yazıcam. Tüm bu işleri yapıyor diye ona teşekkür etmek gibi bir hata yapmayın sonuçta bu gereksiz biri ve sövmek serbesttir anladınız siz.
Sonuç olarak bu yazıyı okuduğunuz için teşekkür eder kafanızı şişirdiysem o güzel affınıza sığınır iyi bir hayat dilerim. Sevgiyle kalın.
İyi geceler kötü dünyada iyi kalan veya görünmeye çalışan insanlar.
28 Ekim 2014 Salı
Birşeyler Yayınlamayı Deneme Part I
"First let me take a selfie" diyerek okuyan ya da daha doğrusu okumayan herkese merhaba. Burada yazılan herşey benim tarafımdan yazılmış olup kimseye laf atmadığımı belirtmek isterim.
Siteyi açmakta çok bir amacım yoktu hatta sadece açabilir miyim diye deneme yaparken açtım bile diyebilirim ve gecenin bir saati nedense siteye birşeyler yazmam gerek diye düşünüp bunu yazarken buldum kendimi..neyse...
Öncelikle diyeceğim,bu sitede her şeyi bulabilirsiniz yani ne bulmak istiyorsan bana söylemen yeter. Şiir mi? Yazarız,
Karikatür mü? Milyonlarca var,
Şarkı mı? Paylaşırız be gülüm,
Komik kedi videoları mı? Sen iste instagramda her kedili videoya etiketleyeyim...
Yani anlayacağınız bir tabirle "Every thing but little little". İlk yazım olması nedeniyle biraz gerginim halbuki saçmalığa bak nasılsa kimse okumayacak ama insan yazarken heyecanlanıyor(bu kelimeyle ilgili anım var ama sonraki yazılarımda) işte.
Uzun lafın kısası bu benim ilk yazı denemem ve kötü olduğumu biliyorum ama herkesi yinede seviyorum.
Okuyan okumayan herkese teşekkürler ve yazı sonunda size kıyak geçip bir link attım.
İyi geceler kötü dünyada iyi kalan veya görünmeye çalışan insanlar.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)